Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

Ufuk Hattı | August 20, 2017

Scroll to top

Top

No Comments

Faiz Tuzağı

Faiz Tuzağı

Faiz Tuzağı

Bu çalışma, Prof. Dr. Mete Gündoğan hocanın “Faiz Tuzağı” adlı kitabı temel alınarak hazırlanmıştır. Hiçbir ticari hedefi yoktur. Konu ve anlam bütünlüğü bozulmadan, ticari olmamak kaydıyla kopyalanabilir, çoğaltılabilir ve dağıtılabilir.

Cenab-ı Allah Kur’an-ı Kerim’de ribayı – meşhur ifadesi ile faizi- kesin olarak yasaklamıştır. Riba, Hristiyanlık’ta ve Yahudilikte de yasaktır. Allah, Bakara Suresi, 279. Ayet-i Kerime’sinde:”… faizden vazgeçmezseniz, Allah ve Rasulüyle savaşa girdiğinizi bilin..” diye biz inananlara çok net bir mesaj veriyor. Bu çalışma ile bizler bu savaşta Allah ve Rasulünün tarafında olduğumuzu ifade ediyoruz. İster Müslüman, ister Hristiyan ister Yahudi olsun, dünyadaki bütün inananları ve adalet isteyen bütün insanları bu çalışmayı yayarak taraflarını belli etmeye çağırıyoruz. Borca Dayalı Para Sistemine isyan etmeye çağırıyoruz. Çalışmak bizden Tevfik Allah’tandır.

Prof. Dr. Mete Gündoğan hocanın uzun yıllar önce yazmış olduğu “Faiz Tuzağı” kitabının görselleştirilmiş hikayesi. Faizin ne büyük bir bela olduğunu matematiksel ve bilimsel olarak ispatlayan bu videoyu yayınız ve yaydırınız.

Bugünkü Küresel Zulüm Sistemi olan Borca Dayalı Para Sistemi (BDPS) ve onun içindeki Kısmi Rezerv Sistemini (KRS) öğrenip öğretiniz.

Kitabın kopyasına şu linkten erişebilirsiniz: http://metegundogan.com/docs/borca-dayali-para-sistemi-(faiz-tuzagi)refah-adasi.pdf

BDPS/KRS hakkında ayrıntılı bilgilere ulaşmak için http://ufukhatti.com adresindeki videolara müracaat edebilirsiniz.

Kitabın orijinaline buradan ulaşabilirsiniz.

Faiz Tuzağı Kitabı

Faiz Tuzağı Kitabı

Faiz Tuzağı Açıklama

Faiz Tuzağı Açıklama

VİDEO TAM METNİ


F A İ Z     T U Z A Ğ I / BEREKET ADASI

Prof. Dr. Mete Gündoğan

Mete Gündoğan, 1963 Balıkesir – Dursunbey doğumludur. İlköğretim ve Lise tahsilini Ayvalık ilçesinde tamamladı. Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Lisans (1985) çalışmasını bitirdikten sonra Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde Yüksek Lisans çalışmasına başladı. Tez aşamasında British Council’den almış olduğu bursu değerlendirmek üzere İngiltere’ye gitti. Cranfield Teknoloji Enstitüsü’nde Üretim Sistemleri Mühendisliği alanında Yüksek Lisans (1990) çalışmalarını tamamladı. Doktora’sını (1995) yine İngiltere’de, Cranfield Üniversitesi Endüstri ve Üretim Sistemleri Mühendisliği alanında yaptı. Doçentliğini 2000 yılında aldı. Balıkesir Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi (yarı zamanlı), Polis Akademisi (yarı zamanlı) ve Uluslararası Saraybosna Üniversitesi’nde çalıştı. Ghent Üniversitesi’nde akademik çalışmalar yaptı.

Akademik çalışmalarının yanı sıra Dr. Gündoğan Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu’nda (TÜBİTAK), Devlet Planlama Teşkilatı’nda (DPT), TBMM’nde ve Başbakanlıkta Başmüşavir olarak çalıştı. Çeşitli sanayi çalışmaları ve tecrübeleri çerçevesinde, Akıncı F-16 Uçak Fabrikası’nda (TAI) ve Avrupa Ford Motor Fabrikalarında bir proje üzerinde (Köln-Almanya, Genk-Belçika, Valencia-İspanya, Bordeaux-Fransa ve Dagenham-İngiltere) çalıştı. Özel sektörde üst düzey yöneticilik ve danışmanlık yaptı.

Uluslar arası ve ulusal düzeyde birçok yayını bulunan Prof. Dr. Mete Gündoğan’ın akademik ilgi alanları: Sistem Analizi ve Tasarımı, Üretim Yönetimi Sistemleri, Üretim Planlama ve Kontrolü, Teknoloji Yönetimi, Kalite Teminatı, Toplam Kalite Yönetimi, Bakım / Onarım Planlaması ve Yönetimi, Mühendislik Ekonomisi, Maliyet Analizleri ve Muhasebesi ve Ekonomi (Mikro ve Makro)’dir.

 

2. BATAN GEMİDEN KURTULANLAR

“Five Star”, okyanusta beklenmedik bir fırtınaya tutulur. Fırtına gittikçe şiddetlenir, dalgalar büyüdükçe büyür ve neticede deniz koca gemiyi yutar.

Sadece beş kişi kurtulmuştur. Küçük bir sandal ve birkaç parça eşya ile bitkin bir şekilde bir adaya ulaşırlar.

 

3. BOLLUK VE BEREKET ADASI

İyice kendilerine geldikten sonra ilk işleri uygarlıktan çok uzak olan bu adayı keşfe çıkmak olur.

Keşif neticesinde moralleri epey düzelir. Çünkü ada, adeta bir bolluk ve bereket adasıdır. Allah’ın lütfu ile her türlü doğal kaynak ve zenginlik vardır.

 

4.GERÇEK ZENGİNLİK

Hep birlikte çalışırlar. Yollar, çevre düzenlemesi ve bahçeler derken yavaş yavaş adaya yerleşmeye başlarlar.

Herkes çalışır, üretir, tüketir. Aralarındaki alışverişi takas yoluyla düzenlerler.

 

5. TEKNİK BİR PROBLEM

Ancak takasın, yani malın diğer bir mal ile değiştirilmesinin uygun olmayan birçok yönü vardır. Böyle durumda ise işler iyice karışmaktadır. Refahın nasıl üretileceğini bilirler ama onun bir sembolü olan paranın nasıl üretileceği ve sisteminin nasıl işletileceği konusu onların bilgisi dışındadır.

Kendi kendilerine hep;

- “Ah keşke içimizden biri bu işten anlasaydı, bir bankacı olsaydı mesela, ne iyi olurdu”

diye hayıflanıp dururlar.

 

6. DIŞARIDAN GELEN BİR KONUK

Bir gün sahilde, uzaktan küçük bir kayığın kendilerine doğru gelmekte olduğunu görürler. Kayıkta Zalımon isminde bitkin bir insan vardır.

Zalımon’un gemisi batmış sadece kendisi kurtulabilmiştir. Yanında da,

- “ Sadece özel eşyalarım var” dediği kapalı bir sandık vardır.

Ada sakinleri de ona kendi başlarından geçenleri ve yaptıklarını anlatırlar.

Zalımon onlara,

- “Ben finansörüm, memleketimde bir banka işletiyordum”

Hakikaten çok şanslıymışsınız. Benim özel eşyalarımın bulunduğu şu sandıkta altın ve kağıt – kalem var”

der ve bunların da bir para sistemi yerleştirmek için yeterli olduğunu söyler.

 

7. SİSTEM YERLEŞİYOR

(TUZAK KURULUYOR)

Elbirliği ile, Zalımon’a hemen işlerini yürütecek bir ofis yaparlar.

Ada sakinleri Zalımon ile birlikte bir hesap yaparak adadaki ticaretin yaklaşık 1000 lira ile yürütülebileceğine karar verirler. Zalımon da Hiç vakit kaybetmeden kişi başı 200 lira hazırlar.

 

8. PARANIN GERÇEK SAHİBİ KİM?

Zalımon ada sakinlerini toplayarak;

- “Arkadaşlar bu para altını temsil eder. Altının sahibi de ben olduğuma göre, bu para benim paramdır. Lakin bu parayı hesapladığımız gibi 200’er lira olarak size borç vereceğim. Sizler onu istediğiniz gibi kullanacaksınız. Bu kullanım karşılığında paranın kirası (payı) olarak bana yıllık % 7 faiz vereceksiniz.” der.

 

9. ADA EKONOMİSİ CANLANIYOR

 

10. BU HESAP YANLIŞ:NASIL OLDU DA FARKEDEMEDİK!

Para ile birlikte adadaki ekonomi canlanır ama çok uzun sürmez. Yıl sonu yaklaşırken bazı suratlar asılmaya başlamıştır! Mesela Sadullah’ın işleri iyi gitmemiştir. Yıl sonunda 200 lirayı 14 lira faizi ile birlikte geri vermesi gerekmektedir. Halbuki bu kadar parası yoktur.

Bu para sistemi ile ilgili bir terslik hisseder. Kendi hesabı başkalarının hesabı derken, olayı bir bütün olarak düşünmeye başlar. Bütün rakamları önüne koyduğunda, birden, çok enteresan bir şey fark eder. Heyecanla, “tabi yaa, işte bu” diye haykırır. İçinde bulundukları para sistemi yanlış bir matematiğe oturtulmuştur. Rakamları alt alta yazdığında olay gayet net olarak görülür;

 

Şahıslar Zalımon’un Verdiği Para Ödenecek Faiz (%7) Toplam Geri İstenen Miktar
Ahmet
200 14 214
Abdullah 200 14 214
Murat 200 14 214
Cemil 200 14 214
Sadullah 200 14 214
Genel Toplam 1000 70 1070

1070 – 1000 = 70 ???!

Zalımon herkese 200 lira vermiş ve % 7 faiz istemektedir. Sadullah 214 lirayı denkleştirememişti ama içlerinden birileri denkleştirebilirdi.

Esas problem şudur: Zalımon sisteme toplam 1000 lira vermiş ve geriye 1070 lira istemektedir. Tüm ada sakinleri sahip oldukları paranın hepsini geri verseler 1000 lira yapar. 70 lira her halükarda eksik kalacaktır. Adadaki toplam para olan 1000 lira, kendi kendine 1070 lira olmaz.

Hemen hep birlikte Zalımon’a gider ve durumu izah ederler.

O da,

- “Dostlarım görüyorum ki “214 lirayı geri vermemiz imkansız” diye bir hesap hatasından bahsediyorsunuz. Ama ben sizden ana parayı geri istemiyorum ki! Kişi başına düşen 14 liralık faiz borcunuzu ödeyin yeter. Mevcut durumda herkes bunu kolaylıkla öder herhalde!” diyerek onları ikna eder.

 

11. KAOS ADASI

Zalımon düzenli olarak faizlerini alır. Her geçen gün, faizlere verilmek üzere, piyasadan para çekilmektedir.

Her şey pahalılaşır ve adada hayat çekilmez olur.

Ada halkı tekrar bir araya gelerek bankerleri Zalımon ile bu konuyu bir kez daha görüşmeye karar verirler.

 

12. TAZE PARA: BORÇ

Çözümün yine bu sistemde yattığını söyleyen Zalımon;

- “Meraklanmayın bende varolan altın daha fazla para basmaya yeterlidir. Madem para yok, parasız kaldık, sana borç, faiz ödeye ödeye paraları bitireceğiz diyorsunuz, o halde size tekrar 200’er lira hazırlayıp vereyim” der.

Ada sakinlerinin “bu da yeni bir borç olacak” diye kızmalarına karşılık Zalımon;

-“Elbette, yıllar geçtikçe borcunuz artacak ama aynı zamanda çok çalışmanız neticesinde gelirleriniz de artmış olacak. Siz, gelirleriniz ile borcunuzu yöneteceksiniz” der.

 

13. BASIN YAYIN KONTROLÜ VE İÇ HUZURSUZLUK

Zalımon ada sakinlerinin tavır ve davranışlarından, tartışmalarından, ne tür görüşlere sahip olduklarını anlar.

Vakit kaybetmeden, biri “Liberal” diğeri “Muhafazakar” isimli iki gazete çıkarır.

Ada sakinlerinden her biri zamanla kendi düşüncelerine uygun olan bu gazetelerden almaya veya katkıda bulunmaya başlar. Böylece hem kültürel gelişmelerini pekiştirirler hem de içinde bulundukları sıkıntıların nasıl çözüleceği konusunda bilgilenirler! Arada bir, birbirlerinin fikirlerini de gazetelerinde acımasızca eleştirirler.

 

14. BORCA DAYALI PARA SİSTEMİ

Sadullah, kurulduğundan beri bu para sistemindeki gariplikleri takip edip olayın ne olduğunu anlamaya çalışmaktadır. Bu durum, rüyalarında bile kendisini meşgul eder.

-          “Ne bekliyorduk, ne oldu. Ürettiğimiz mal ve hizmetleri takas ederken yaşadığımız zorlukları ortadan kaldıracak bir ölçü aracı arıyorduk, daha sıkıntılı bir duruma düştük. Halbuki olması gereken, sistemdeki paranın üretilen mal ve hizmetleri temsil etmesiydi o kadar. Ama şu andaki para Zalımon’un altınlarını temsil ediyor.”

-          “Ölçü ?! Mal?! Para?!, Evet, evet işte bu. Yanlışlık burada!”

Diyerek heyecanla çalışmasını sürdürür,

-          “Para, sahip olunan zenginliğin ölçüsü ve değişim aracıdır. Para, bir semboldür, mal değildir.”

-          “Faiz. Sistemdeki parayı mal haline getiriyor. Çünkü faiz, sistemdeki paranın asıl fonksiyonunu yani ölçü ve değişim aracı olma özelliğini bozuyor. Mizanı bozuyor. Sistemdeki parayı rakam olarak çoğaltmasına karşın, alım gücünü azaltıyor.”

Sadullah,

Hemen ada halkını toplar ve onlara içinde bulundukları borca dayalı zulüm düzenini heyecanlı bir şekilde izah etmeye başlar;

- “Evet, başlangıçta herkesin 200 lirası yani kredisi vardı. Yani para sisteme borç olarak girdi. Şimdi bizim kendi aramızda yaptığımız zenginlik değişimini yani alış verişimizi düşünelim. Biz ne kadar alış veriş yaparsak yapalım her safhada adadaki toplam para miktarı değişmez; 1000 lira.

Halbuki, geri faiz ödersek, mal ve hizmet azalmamasına rağmen bunu temsil eden para miktarı azalıyor. Azalan paranın miktarına karşın yeni para yani yeniden borç alıyoruz. Bu böyle sürüp gidiyor. Para miktarı zenginlik artışından kat be kat daha fazla oluyor.”

Faiz sisteme girdiği anda, para miktarı, mal ve hizmetler artsa da artmasa da artıyor!

Halbuki Para miktarını zenginlik arttıkça arttırmalıyız ki mal ve hizmetler toplum içinde dönebilsin. Para, bir avuç insanın etrafında dolaşan bir devlet haline gelmesin.”

Zalımon’un sistemi ile Bereket Adasında adeta bir köleleşme sürecinin yaşanmakta olduğunu anlarlar. Bu sürecin farkına varılmaması için de kendilerinin Zalımon’un gazeteleri ile yönlendirildiklerine inanırlar.

Böylece hileyi net bir şekilde gören ada sakinleri ertesi gün Zalımon’a giderek;

- “Biz senin yerleştirdiğin bu borca dayalı para sistemini istemiyoruz. Piyasada, mal ve hizmetleri çevirebilecek kadar parayı faizsiz olarak tutacağız”

- Bu yeni faizsiz para sisteminde kayıt işlemlerini yapmaya devam et. Biz sana emeğinin karşılığı olarak bir ücret vereceğiz. Böylelikle sen de bu işlemler ile topluma katkıda bulunmuş olacaksın.”

 

15. KURTULUŞ VE BÜYÜK DERS

Tüm bu oyunu bozan Sadullah Zalımon’dan “içinde altın bulunan özel kasam” dediği kasasını açmasını ister. Kasa açılınca;

- “Tam düşündüğüm gibi. Tüm bu tuzağı kurmak için gerçekten altın olmasına da gerek yoktu. Bunun için sadece bizi inandırması yeterliydi”

der ve ada halkına gösterir.

Kasada altın yoktur ve sadece ağırlık yapsın diye çakıl taşları ile doldurulmuştur.

Bereket Adası sakinleri, çok geçmeden, bir geminin dikkatini çekerek kurtulurlar. Ama gerçek kurtuluşları, aldıkları büyük ders ve faizin ne büyük bir bela olduğunu öğrenmeleridir şüphesiz.

 

Aşağıdaki metin okunmadan resim olarak en sonunda gösterilir:

Bu çalışma, Prof. Dr. Mete Gündoğan hocanın “Faiz Tuzağı” adlı kitabı temel alınarak hazırlanmıştır. Hiçbir ticari hedefi yoktur. Konu ve anlam bütünlüğü bozulmadan, ticari olmamak kaydıyla kopyalanabilir, çoğaltılabilir ve dağıtılabilir.

Cenab-ı Allah Kur’an-ı Kerim’de ribayı – meşhur ifadesi ile faizi – kesin olarak yasaklamıştır. Riba, Hristiyanlık’ta ve Yahudilikte de yasaktır. Allah, Bakara Suresi, 279uncu ayeti kerimesinde: … faizden vazgeçmezseniz, Allah ve Rasûlüyle savaşa girdiğinizi bilin..” diye biz inananlara çok net bir mesaj veriyor. Bu çalışma ile bizler bu savaşta Allah ve Rasûlünün tarafında olduğumuzu ifade ediyoruz. İster Müslüman, ister Hristiyan ister Yahudi olsun, dünyadaki bütün inananların ve adalet isteyen bütün insanları bu çalışmayı yayarak taraflarını belli etmeye çağırıyoruz. Borca Dayalı Para Sistemine isyan etmeye çağırıyoruz. Çalışmak bizden Tevfik Allah’tandır.

Web: www.metegundogan.com